Hırsızlığa ve Hırsızlara Dair

Posted on Nisan 3, 2019

1


Seçim sonrası ortaya çıkan manzara ikinci bir 31 Mart vakası, hatta seçim sandıklarında yaşanan ikinci bir 15 Temmuz darbesi ile karşı karşıya olduğumuz yönünde çok büyük işaretler veriyor. İstanbul’da (ve kim bilir daha nerelerde) çok ciddi bir oy hırsızlığı (belgeleriyle apaçık ortada olan) ile karşı karşıyayız.

Oyların yeniden sayımı belirli ilçelerde başlıyor ve ortaya çıkan manzara dehşet verici iken ve bu kabul edilirken birden “üstteki” YSK hakimleri sayımı durdurma kararı alıyor. Açıkça 2007’de bıraktığımızı zannettiğimiz bir yargı darbesinin hortlatılma isteğiyle karşı karşıyayız. Ama belki de Kemalistleri Fetö’ye karşı mücadelede müttefik sanan bizim saftiriklere bir ders olur bu durum!

Görüntü şu ki; maksat İstanbul’da kazanmak değilmiş CHP için. İstanbul asıl hedefin yanında küçük bir atlama taşıymış! Zira bu kadar aleni hırsızlığın ortaya çıkmayacağını düşünecek kadar gerizekalı olamazlar. Ortada yeni bir Venezuela (Erdoğan, kazandığımız seçimi elimizden aldı!) yaratmak için şartları hazırlıyorlar. E operasyonu planlayan, yapan, sonra sahtekarlık çıkınca, onun CHPKKFETÖ sahtekarlığı değil ‘Erdoğan’ın diktatörlüğü!” olduğuna karar verecek olan aynı merciler olunca, son derece tehlikeli bir dönemeçte olduğumuzu anlamak zor değil.

Ama buradan açıkça yazıyorum. 15 Temmuz’da canını vermek için sokağa çıkmış olan bizler, hiçbir operasyona pabuç bırakacak da değiliz. Sizin şeytanlıklarınızın sınırı olmayabilir; ama bizim de imanımızın ve cesaretimizin sınırı yok!

Hak, Hakk’ın isminin tecellisidir bizde. Ne yeriz, ne de yediririz, bu böyle biline… Ülkeye eski yargı darbelerini ısıtmaya kalkan Kemalist yargı mensuplarının bu kamikaze eylemleri olsa olsa kendilerine zarar verecektir, bizlere değil.

Daha önceki seçimlerde ellerinde zerre kadar delil olmadığu hâlde anamızın ak sütü gibi tertemiz kazandığımız seçimlerden sonra hep bizlere “hırsız” diyen bu hırsız sürüsünün bizlere hırsız, tecavüzcü, vs. diyerek ne tür bir yansıtma yaptığı da apaçık ortaya çıkmıştır. Suçüstü yakalanmanın suskunluğundalar, ağababalarından yardım bekliyorlar! Artık bunun üstüne gitmek ve suçlu, sahtekar kimse onları adaletin (Kemalist yargının değil hakiki adaletin) karşısına çıkarmak da bu millet adına siyasilerin borcudur. Oy verdiysek, oyumuza sahip çıkın diye verdik; çıkacaksınz, buna mecbursunuz! Namusumuz, şerefimizle kaybetmeyi de biliriz çok şükür; ama gözümüzün içine baka baka delilli, belgeli binlerce sahtekarlık karşısında da boynumuzu büküp sessiz duracak değiliz. Son tahlilde hırsızlara açık ve yüksek sesle “Hırsızsınız!” demek hakkın gereği, vesselam!