Eziklikle Nereye Kadar

Posted on Nisan 23, 2019

0


Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı şehit cenaze töreninde olanlar ve sonrası, yine çok önemli izler bırakıyor anlayana… Kılıçdaroğlu’nun -üstelik gelme denmesine rağmen- belli ki bir tahrik için cenazeye katılımı sırasında karşı karşıya kaldığı protesto ve şehidin dayısının attığı yumruktan sonra ortalık karıştı. İki gündür her haber kanalı “mağdur” Kılıçdaroğlu üzerinden bir ayar çekmeye başladı ülkeye.

Ak Parti yöneticileri ve elbette medyası geri kalır mı hiç? Şu ana kadar, her hıyarım var diyene tuzlukla koşturanlar, daha ilk saatten Kılıçdaroğlu’na yapılan “saldırıyı!” kınama yarışına girdiler. Şehidin dayısının kelepçelenmesi, ardından da şehit yakınlarının terör üyeliğinden yargılanacağına dair açıklamalara karşılık “bizim” Adalet Bakanı ve Ak-şürakâ dımdızlak ortada kaldı! Bir yanda ezikliklerinin emrettiği kınama gereği ve Kemalistleşme temayülü, diğer yanda ise korkaklıklarının, inandıkları ve çok iyi bildikleri hakikati söylemeye engel oluşu…

Seçim öncesinde bilmem kaç yazı yazmıştım bu ezikliğin sonuçları üzerine. Seçim sonrası da değişen bir şey yok! CHP’nin aleni hırsızlığını dahi anmaktan ödü kopan, “CHP oy çalmayı bilmez, çalanlar Fetöcülerdir” diye 100 yıllık bir hırsızlık geleneğini Ak-lamaya yönelik ezikçe söylemler, Ak Parti’nin neden giderek kendi tabanından uzaklaşmakta olduğunun en açık göstergeleri olarak hafızamıza yer ediyorlar.

Birkaç gün önce Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın “Kızgın demiri soğutma zamanı; artık Türkiye ittifakı kurmalıyız!” sözleri karşısında da benzer bir kızgınlık ve şaşkınlık yaşamıştım. Bizim bildiğimiz Tayyip Erdoğan bu değil elbette! Kızgın demiri Gezi’den, hatta daha öncesinden beri her seferinde daha da kızdıranlar, kızdırma işlerinden, küfürlerinden, hakaretlerinden, Müslüman düşmanlıklarından vaz mı geçtiler de kızgın demiri “bizim” soğutabileceğimizi düşünür oldunuz sayın Erdoğan? Korlaştırmak onlara ve her seferinde çok daha büyük eziklikle “soğutmak” ve demiri kızdıranlara her seferinde çok daha yüksek imkânlar bahşetmek neden hep bize düşüyor? Hani “Zillet İttifakı” ile karşı karşıyaydık? Bunlar değil miydi seçimde onca usulsüzlük, hırsızlık yapan? Bana ve inandığım her şeye sövmekten bir adım dahi geri atmamış olanla, şehitlerin ailelerini dahi tahrik etmek için PKK, FETÖ, DHKPC ve akla gelebilecek her türlü şer odağıyla ittifak kurabilen, “Bu Müslümanlar ülkeden gidecekse seve seve ABD/İngiltere mandası olabiliriz!” diyebilecek kadar şirazesi kaymış olanlarla mı sarılıp ittifak yapacağız biz? Siz yapabilirsiniz, ama biz, size bütün şerhlerimize rağmen yine ülkemiz, milletimiz, Müslüman dünyası ve tüm mazlumlar için oy vermiş olan biz, bunu yapmayacağız, bunu bilmiş olun!

Küfüründen, nefretinden bir adım dahi geri adım atmamış, Gezi’de Başbakan’ın ofisine, evine grayderlerle baskın yapmaya kalkmış, 45-50 gün boyunca ülkede yakılıp yıkılmadık hiçbir şey bırakmamış o azgın sürüye bir ceza verilmemesidir ardı sıra yaşadıklarımızda karşı karşıya kaldığımız bütün bu zilletin sebebi… Bir şehit yakınının, üzüntüsünün karşılığında yaptığı şeye ve terör örgütlerini, üstelik Batı’nın köpekliğini tescil etmişlerken destekleyen, onlarla ittifak kuran birilerine olan kızgınlığına terör diyecek, onu kelepçelerle alanlara, bırakın tek laf etmeyi, ezikliğinizden Kemalist söylemleri dilinize dolayacaksınız; ama bu söylemi sizin dillinize “mecbur bırakanlara” Gezi’de ve sonrasındaki hiçbir terör eyleminin hesabını sormayacak ve kendinize iktidar diyeceksiniz öyle mi? Milli Eğitim Bakanı’ndan Adalet Bakanı’na hemen her bakanınız Kemalist olmaklıkta CHP dili ile yarışacak ve sonra da bizden oy istemeye devam edeceksiniz öyle mi?

Bakın, artık aklınızı başınıza alın, yeter artık! Fetö teröristlerinin ihanetinin bile, Kemalist darbe girişimlerinin çeşitliliği ve profesyonelliği yanında çömez kalacağını bunca zaman öğrenemediyseniz ve ülkedeki Kemalist vesayeti yeniden hortlatmak isteyenlere her türlü aracı verecekseniz neden size oy vermeye devam edelim ki? Biriniz de bunu açıklasın artık Allah aşkına! Hâlâ, aylardır ardı ardına büyük hatalar yaptığınız hâlde, bu ülke için yaptığınız iyi şeylerin, Suriyeli mültecilerin, dünyadaki mazlumların hatırına oy vermeye devam ediyorsak (ki edeceğiz da başka çaremiz yok zira) bu sizin Kemalistlere karşı ezikliği daha da yoğunlaştırmanız için değildi. “Dik duracağız!” dediğiniz ve genelde de özellikle Erdoğan dik durduğu için bunca zaman destek verdik; dik duruşunuz bozulduktan, Ak Parti, içinden minik, utangaç Kemalist söylemlerin çıktığı bir “ne olsa gider” bahçesine döndükten sonra, erimek kaçınılmaz hâle gelecektir bilmiş olun. Fırsat kollayan Davutoğlu ya da A. Gül gibi şahısların yapmak istedikleri şeyi engellemenin yolu giderek daha Kemalist olmak değil, millet size 94’te, ve 2002’den sonraki tüm seçimlerde neden oy verdiyse tam da oraya dönmek olmalıdır. Bu dönülecek olan yer, elbette ve katiyen A.Gül ya da Davutoğlu gibilerin savunduğu ve her türlü fırsatta aşikâr ettikleri Batı ve Batıcılar ile omurgasız ve sinsi bir uzlaşmanın yeri değil asla! Tam tersi, millet size, kendilerini Kemalist vesayetten ve Batılı ve Batıcı şeytanlardan koruyun diye oy verdi.

Görevinizi ve ortaya çıkış sebebinizi hatırlayın artık ve şehidin dayısına o kelepçeleri vuranlardan hesap sorun. Zira siz, vesayete karşı milleti koruyun diye oraya getirildiniz, tersi için değil!