Sokağa Çıkma Yasağı Meraklılarının Cinayeti

Posted on Nisan 11, 2020

0


Dün akşam saat 22.00 sularında büyük şehirlerde, 24:00 itibariyle sokağa çıkma yasağı olacağı ilan edildi. Olan, ondan sonra oldu… Sokaklar, caddeler, fırına, marketlere, benzincilere (buna neden ihtiyaç varsa?) koşanlarla doldu… Sosyal mesafeyi korumayı geçtim, iki ekmek bir kola için birbirini yiyen kişilerle doldu ortalık…

Kimi Twitter trolleri ve aslında trol oldukları hâlde yazarmış gibi yapanların haftalardır ilan ettirmek istedikleri sokağa çıkma yasağı gerçekleşti ve tuhaftır ilk onlar “haftalardır emeğimizi iki saatte ziyan ediyoruz” diye ağlanmaya başladılar. Hâlbuki, ihtiyaçlarını sükunetle almaya birkaç haftadır alışmış, sosyal mesafe denen bir kavramı hayatına sokmuş bir halkta, üstelik vaka ve entübe oranlarının giderek düşmeye başladığı bir zamanda, sokağa çıkma yasağının nasıl bir panik ve kargaşaya yol açabileceğini anlamak için asgari bir zekâ yeter de artardı bile… Ama hep söylediğim gibi, bu ülkede zekâ kapasitesi en düşük kesim köşeci kesimdir, hele trollüğe dönüştürülen köşecilik feci tehlikeli egomerkezci bir gerizekâlılık yaratır..Ve bu gerizekâlılık, hemen hiçbir şeyi zamanından önce anlamama özelliği ile meşhurdur…

Şimdi herkes “iki saatte onca emeğimizi ziyan ettik!” diye ağlanadursun, bu konudaki temel tespitimizi yapmaktan geri durmayalım: Sokağa çıkma yasağını (önce ya da sonra değil yasağın bizatihi kendisinin ilan edilmesi gerektiğine ikna olanlar öncelikle) öyle abuk bir saatte ilan eden İçişleri Bakanlığı temel suçlusudur bu olayın. Sonra da haftalardır hükümeti böyle bir karar almaya zorlayan kimi kendine düşünür diyen, kimi belediye başkanı takılan, düşün(e)mez tayfasıdır. Hiçbir şey bilmeseniz bile iki saat önce ilan edilmiş bir yasağın, insanları marketlere, fırınlara koşturacağını anlamanız gerekirdi. Son suçlu, iki gün aç kalma ihtimali için birbirini ezer hâle gelmiş sokaklardaki o “sürü”dür…

Koronanın en büyük sebebi “akademik sürülük” yani bir “kutsal inek” olarak modern bilimin yol açtığı aynileşme ise şayet, en korkunç sonucu da toplumun her kademesini teknolojik kontrollü sürü hâline getirme potansiyelidir. Nihayetinde sürüleş(tiril)meye direnmenin yolu, ilan edilen yasakta kılını kımıldatmadan, sorumluluk bilinciyle evde oturmaya devam etmek olmalıydı ama olmadı…

Dün gecenin sonuçları nasıl olacak bilmiyorum ama açıkça suçluyorum: Sosyal medya trolleri tarafından üretilen politikaların uygulanma yeri değildir devlet! Bir kararı önünü ardını etraflıca düşünmeden bu kadar sorumsuzca alamaz, almamalı… Sokağa çıkma yasağının (hele böyle bir açıklama şekliyle) bir faciaya yol açacağı bu kadar açıkken yapılan şeyin yenir yutulur bir tarafı yok maalesef. Şimdi, ilk korona vakası çıktığından beri panikle sokağa çıkma yasağı isteyen yazarlarımız mutlu olabilirler artık! Nasılsa hiçbir şeyi zamanında anlayamadığınız ve bunun hiçbir şekilde size olumsuz bir geri dönüşü olmadığı için, bundan da kimse sizleri sorumlu tutmayacaktır, gönlünüzü ferah tutun!